Yargıtay'dan yıllık izin uygulamasına ilişkin emsal karar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş hukukunda sıkça tartışılan yıllık izin uygulamalarıyla ilgili önemli bir karar verdi. Emsal niteliğindeki 2026 yılına ait 1495 sayılı kararda, işçinin talebi ve rızasıyla 10 günden kısa sürelerle kullanılan yıllık izinlerin tek başına haklı fesih nedeni oluşturmayacağı hükme bağlandı.
Türk İş Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez ancak tarafların anlaşmasıyla bölünmesi halinde izinlerden birinin 10 günden az olmaması gerekir. Bu düzenleme nedeniyle bazı çalışanlar, 10 günden kısa izin kullandırıldığı gerekçesiyle iş sözleşmelerini haklı nedenle feshediyordu. Yüksek Mahkeme'nin kararı, bu uygulamaya açıklık getirdi.
Davanın Arka Planı
Davaya konu olayda, bir gümrük müşavir yardımcısı 16 Aralık 2013 ile 27 Nisan 2022 tarihleri arasında çalıştığı şirkette yıllık izin taleplerinin işlerin yoğunluğu gerekçesiyle reddedildiğini, kendisine bir defada en fazla altı gün izin kullandırıldığını ileri sürdü. İşçi, çalışma süresi boyunca toplam 48 gün yıllık izin kullandığını ancak kıdem süresine göre 130 günlük izne hak kazandığını belirtti.
4857 sayılı İş Kanunu'na göre çalışanlar, bir yıllık hizmetten sonra 14 gün, 5-15 yıl arası hizmet için 20 gün ve 15 yıl veya daha fazla hizmet süresinde 26 gün yıllık ücretli izne hak kazanır. Davacı işçinin çalışma süresine göre 130 günlük izin hakkı bu düzenleme çerçevesinde hesaplanmıştı.
İşçi, 68 günlük kullanılmayan yıllık izni bulunduğunu ve yıllık izinlerinin gereği gibi kullandırılmaması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini savundu. Kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve prim alacağının tahsilini talep etti. Türk iş hukukunda kıdem tazminatı, tamamlanan her tam hizmet yılı için 30 günlük brüt maaş üzerinden hesaplanır ve en az bir yıl sürekli çalışmış işçiler, haklı fesih gibi belirli durumlarda bu hakka sahip olur.
Mahkeme Süreci
İlk Derece Mahkemesi, imzalı izin talep formlarına göre işçinin toplam 48 gün yıllık izin kullandığını ve 82 günlük kullanılmayan izninin bulunduğunu belirledi. Mahkeme, yıllık izinlerin gereği gibi kullandırılmadığı sonucuna ulaşarak işçinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine karar verdi. Bu doğrultuda kıdem tazminatı ile 82 günlük yıllık izin ücreti hüküm altına alındı.
Türk hukukunda yıllık ücretli izin hakkı vazgeçilemez bir haktır ve hem anayasal bir hak hem de zorunlu bir yasal hak olarak kabul edilir. Bu nedenle izin uyuşmazlıkları çalışma hayatında büyük önem taşır.
Yargıtay'ın Değerlendirmesi
İş ve çalışma uyuşmazlıklarında uzmanlaşmış Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırarak İlk Derece Mahkemesi kararını bozdu. Yüksek Mahkeme kararında, izin belgelerinde yer alan sürelerin 10 günden kısa olduğunu kabul etti ancak bu izinlerin işçinin talebi ve rızasıyla bölündüğünü belirledi.
Kararda, işçinin daha uzun süre izin kullanmak istediğini en az bir ay önceden yazılı olarak işverene bildirdiğinin ve bu talebin işveren tarafından daha kısa süreye indirildiğinin ispatlanamadığı vurgulandı. İşverenin çok uzun süre hiç izin kullandırmadığı veya işçinin izin talebini gerekçesiz biçimde reddettiği de kanıtlanamadı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerleşik uygulamasına göre yıllık iznin işçinin talebiyle 10 günden kısa sürelerle kullandırılması durumunda bu izinlerin geçerli olduğunu belirtti. Mahkeme, işçinin yaptığı feshin haklı nedene dayanmadığına ve kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmetti.
Karar, çalışma yaşamında sıkça karşılaşılan bir belirsizliği gidererek işçi ve işverenlere yol gösterici nitelikte. İş Kanunu'nun 24 ve 25. maddelerinde haklı fesih nedenleri sayma yoluyla düzenlenmiştir ve bu kararda Yüksek Mahkeme, işçinin rızasıyla kısa süreli kullanılan izinlerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini netleştirmiştir.



